Create Shock Text


   
 
  TATAR ADININ KULLANIMI

¹ Altın Ordu XIII-XIV. Yüzyıllarda siyasi, iktisadi, ve kültür bakımından yalnız Doğu Avrupa’nın değil, umumiyetle Türk Dünyasının en mühim devletlernden biri idi. Bu devlet ahalisinin büyük bir kısmı, -Rus yurdu müstesna-halis Türk idi.

Ahalinin yalnız göçebe olmadığı, şehirlerin ve köylerin çokluğu ile kendini derhal göstermektedir. Zaten Orta İdil boyundaki Türkler erkenden göçebeliği bırakıp oturak olmuş, köyler ve şehirler kurmuşlardı. Azerbeycan’da dahil olduğu halde Altın Orduya ait sahada şimdiye kadar yirmibeş şehir tesbit edilmiştir. Bunlar: Azak, Batçin, Bakü, Büler, Bulgar, Derbend, Gülistan (Sarayın banliyösü) Kırım, Kırım-Cedid, Macar, Macar-Cedid, Mahmudabad, Muhşı, Ordu, Ordu-Cedid, Ordu-Bazar, Recan, Saray, Saray-Cedid, Saraycık, Sıgnak-Cedid, Tebriz, Ükek, Hacı-Tarhan (Astarhan), Sabran, Şamaha şehirleridir. Demekki, Altın Ordu sadece bir “İstep İmparatorluğu” değildi. Bu sayılan şehirlerin çoğu büyük ticaret merkezleri ve “ihracat ve ithalat” iskeleleri veya transit mahalleri idi.

Bilhassa Saray şehrinin büyüklüğü ve güzelliği hakkında şehri bizzat gezen seyyahların elinden çıkan kayıtlar mevcuttur. Bu cins kayıtlar, Prof. Ballod tarafından yapılan kazılarla da tespit edilmiştir. Saray şehrinde mükemmel bir su tesisatı bulunduğu, bahçelere, evlere kadar su borularıyla su getirildiği meydana çıkmıştır; Çini tezyinatı, yapıcılık ve bilhassa maden işleme hususunda mühim terakkiler elde edildiği, çıkan malzeme ile sabittir. Bu itibarla Saray şehrinin ve içinde yaşayan ahalinin (Yani yerli Türklerin) çağdaşları olan diğer memleketlerden geri olmadıklarında şüphe yoktur. Meydana çıkarılan maden eritme ve işletme tesisatının mükemmelliği, Altın Ordu ustalarının, bu zanaat sahasında devirlerindeki diğer milletlerin geride bıraktıklarını gösterir.. Saray şehri aynı zamanda Türkistan, İran, Anadolu, Bizans, Rusya, Ceneviz ve Orta Avrupa’dan gelen tüccarların bulunduğu bir merkez olması hasabiyle de büyük bir önemi haizdi. Burada ayrı milletler için ayrı mahallelerin kurulduğu, herkes kendi memleketinde alışık olduğu hayata göre yaşamak imkanı sağlandığını görüyoruz. 1334 te Saray şehrini ziyaret eden İbn Batuta nın yazdıkları bunları teyit edici mahiyettedir.

Moğol istilası neticesinde Kama nehri mansabındaki bu Türk-Müslüman ilinde Kıpçak zümreleri ile karışan türlü Türk unsurunun çoğalması ile bu çevredeki Türklerin sayısı büsbütün arttı. Türkistan ve Batı Sibirya’dan yeni yeni Türk zümrelerinin boyuna geldiği anlaşılıyor. Altın Ordu’nun üst tabakasını teşkil eden Moğol unsuruda tedricen Türkler arasında eriyip gitti. Hele Berke Han tarafından İslamiyet’in kabulu ve zaten 900 (miladi)’den beri büyük bir kısmı Müslüman olan Orta İdil boyu ahalisi ile, Altın Ordu’da ki diğer Türk kavimlerinin birbirleriyle kaynaşmalarını sağladı.

 
Reklam
 
TAKVİM
 

 

 

 
Bugün 5 ziyaretçi (11 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=



Create Shock Text